Haberler & Yayınlar
Faturaya Konan Vade Farkı ve Yetki Kayıtlarının Geçerliliği
Giriş
Ticari yaşamın en önemli belgelerinden biri olan fatura, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (“VUK”) 229. maddesinde, “satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere, emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika” olarak tanımlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (“TTK”) faturaya ilişkin açık bir tanımlamaya yer verilmemiş; ancak TTK’nın 21. maddesinde fatura, taraflar arasındaki hukuki ilişki bakımından sekiz günlük itiraz süresine tabi bir ispat aracı olarak değerlendirilmiştir.
Faturanın hukuken geçerli bir belge olarak kabul edilebilmesi için VUK hükümleri uyarınca belirli zorunlu unsurları taşıması gerekmektedir. Uygulamada ise taraflar, bu zorunlu unsurlara ek olarak, fatura üzerinde zorunlu olmayan birtakım ihtiyari kayıtlara da yer verebilmektedir. Gecikme halinde vade farkı uygulanacağına ilişkin “vade farkı” ile uyuşmazlık doğması halinde davanın belirtilen mahkemede görüleceğine ilişkin “yetki” kayıtları da bu tür kayıtlardan olup, söz konusu kayıtların geçerliliği tartışmalıdır.
Türk Mahkemelerinin Fatura Üzerindeki İhtiyari Kayıtlara Bakışı
Ticari hayatta taraflar, ticari ilişkilerini kimi zaman yazılı bir sözleşme veya yıllar içerisinde oluşan ticari teamül çerçevesinde, kimi zaman ise herhangi bir yazılı sözleşme veya yerleşik bir ticari teamül bulunmaksızın yürütebilmektedir. Bu tür ilişkilerde taraflar arasındaki fatura alışverişi kapsamında tanzim edilen faturalarda yalnızca borcun miktarına ilişkin kayıtlar değil, aynı zamanda tarafların iradelerini yansıtan çeşitli ihtiyari kayıtlar da yer alabilmektedir. Nitekim uygulamada faturaların; vade farkı veya yetkili mahkeme gibi hususlara ilişkin farklı düzenlemeler içerebildiği, bu yönüyle faturaların somut olayın özelliklerine göre sözleşmeye yaklaşan veya tamamlayıcı bir işlev üstlenebildiği görülmektedir.
Vade Farkı Kaydının Geçerliliği
Faturaya konan vade farkı kaydına ilişkin olarak; taraflar arasında vade farkının istenebileceğine ilişkin yazılı bir sözleşme ve/veya bu doğrultuda oluşmuş bir teamül bulunduğu takdirde itiraza uğramamış faturadaki kayda dayanarak vade farkı istenebileceği noktasında görüş birliği bulunmaktadır. Vade farkının istenebileceğine ilişkin yazılı bir sözleşme ve/veya bu doğrultuda oluşmuş bir teamül bulunmadığı ve faturada yer alan vade farkı kaydına TTK md.21/2 uyarınca belirtilen sürede itiraz edilmediği takdirde, vade farkının istenip istenemeyeceği hususundaki tartışmalar, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun (“YİBHGK”) 27.06.2003 tarihli ve 2001/1 E. 2003/1 K. sayılı kararıyla sona ermiştir. YİBHGK, kararda, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmaması veya yerleşik bir teamül oluşmamış olmasına rağmen geçerli bir ticari ilişki mevcutsa, faturaya vade farkına ilişkin bir ibare eklenerek karşı tarafa tebliğ edilmesi ve karşı tarafın sekiz gün içinde itiraz etmemesinin yalnızca fatura içeriğinin kesinleşmesi sonucunu doğuracağını, bunun vade farkının diğer taraftan talep edilebileceği anlamına gelmeyeceğini hükme bağlamış ve Hukuk Daireleri arasındaki görüş ayrılığını gidermiştir. Kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Yetki Kaydının Geçerliliği
Yetki kaydına ilişkin olarak ise, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından verilen 06.05.2024 tarihli ve 2023/47 E. 2024/3595 K. sayılı kararda, taraflar arasında geçerli bir yetki sözleşmesinin varlığından söz edilebilmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) 17 ve 18. maddelerinde öngörülen koşulların birlikte gerçekleşmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre, yetki sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması, belirli veya belirlenebilir bir hukuki ilişkiden kaynaklanması ve tarafların yetkili mahkeme veya icra dairesi konusunda açık ve karşılıklı bir irade uyuşmasına varmış olmaları zorunludur. Anılan kararda, alacaklı tarafından tek taraflı olarak düzenlenen faturada yer alan yetki kaydının, borçlunun açık ve yazılı kabulünü içermemesi nedeniyle, taraflar arasında karşılıklı ve serbest iradeye dayalı bir anlaşma niteliği taşımadığı, bu sebeple HMK anlamında geçerli bir yetki sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceği açıkça ifade edilmiştir. Kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Değerlendirme
Ticari hayatın hız ve pratiklik odaklı yapısı içerisinde faturalar, çoğu zaman yalnızca bir borç belgesi olmanın ötesine geçirilerek vade farkı ve yetki gibi ihtiyari kayıtlarla zenginleştirilmektedir. Ne var ki, faturalara bu şekilde “sözleşmeye yaklaşan” bir işlev yüklenilmesi, her durumda buna yönelik kayıtların hukuken bağlayıcı olacağı anlamına gelmemektedir. Gerek YİBHGK gerekse Yargıtay’ın konuya ilişkin kararları, faturaya tek taraflı olarak eklenen ihtiyari kayıtların, taraflar arasında açık, karşılıklı ve yazılı bir irade uyuşmasıyla desteklenmediği sürece sınırlı etki doğuracağını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla ticari işletmeler ve tacirler bakımından faturaların sağladığı pratiklik cazip olmakla birlikte, bu belgeler üzerinden hukuki sonuç doğurması amaçlanan ihtiyari kayıtların mutlaka sözleşmesel zeminle desteklenmesi gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar, YılmazÜlker Avukatlık Ortaklığı'nın ("YılmazÜlker”) konuya ilişkin genel değerlendirmelerini yansıtmakta olup, herhangi bir hukuki görüş veya danışmanlık hizmeti niteliği taşımamaktadır. Bu kapsamda belirtilen hususlara dayanarak işlem yapılmadan önce, somut olayın özellikleri dikkate alınarak profesyonel hukuki destek alınması tavsiye olunur. YılmazÜlker’e işbu belgenin içeriğinden kaynaklanan veya içeriğine ilişkin olarak ortaya çıkan sonuçlardan dolayı herhangi bir sorumluluk iddiasında bulunulamaz.



#YılmazÜlker #Fatura #VadeFarkı #Yetki #Yayın