Haberler & Yayınlar
2026 ICC Tahkim Kuralları Yürürlüğe Girdi: Değişikliklere Genel Bakış
1 Haziran 2026 itibarıyla yürürlüğe giren değişiklikler, 1 Haziran 2026 veya sonrasında başlayan tüm tahkim yargılamalarına uygulanacaktır.
Görev Belgesi zorunluluğu kaldırıldı
Görev Belgesi artık zorunlu değildir. Tarafların iddia ve savunmalarını genişletebilmeleri için son tarih Dava Yönetim Toplantısı olacaktır. Ancak hakem heyeti, gerekli gördüğü hâllerde yine de Görev Belgesi düzenleyebilecektir.
DEĞERLENDİRME
Görev Belgesi hazırlığı, çoğu zaman taraflar üzerinde ilave yük yaratan ve yargılama süresini uzatan bir usuli adım olarak görülmektedir. Seri Tahkim Yargılamalarında Görev Belgesi’nin zorunlu olmamasının sağladığı avantajların, bu değişiklikle normal tahkim yargılamaları bakımından da geçerli kılınması amaçlanmıştır. Bununla birlikte taraflar, iddia ve savunmalarını artık Dava Yönetim Toplantısı öncesinde nihayete erdirmek mecburiyetindedir.
“Erken karar mekanizması” kurallar arasında yer aldı
Madde 30, açıkça dayanaktan yoksun ya da açıkça hakem heyetinin yetkisi dışında kalan talep veya savunmaların erken aşamada reddedilmesini düzenlemektedir. Bu mekanizma tümüyle yeni olmayıp: benzer bir düzenleme 2021 ICC Tahkimin Yürütülmesine İlişkin Not’ta da yer almaktadır (para. 109–114).
DEĞERLENDİRME
Bu yeni hüküm ile erken karar mekanizması, bağlayıcı olmayan bir rehber ilkeden bağlayıcı bir kurala dönüştürülmüştür. Rehberde yer alan ve başvurunun “mümkün olan en kısa sürede” yapılmasını öngören koşulun maddede yer almaması, tarafların erken karar taleplerini yargılamanın her aşamasında ileri sürebilmelerine olanak tanımaktadır. Hüküm ayrıca, başvurunun incelenip incelenmeyeceği konusunda takdir yetkisinin hakem heyetine ait olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu kapsamda hakem heyeti, zamanaşımı, yetki, sorumluluk veya tazminat miktarı gibi meselelerin doğrudan reddedilmesi yerine tefrik edilerek (bifurcation) incelenmesine karar verebilecektir.
Acil Durum Hakemi başvurusunun kapsamı genişletildi; Ex Parte tedbirlere imkân tanındı
Ek IV (Acil Durum Hakemi) hükümlerinde önemli değişiklikler yapılmıştır. Bunlardan biri, acil durum hakemine yapılan bir başvurunun etkisiz kılınmasını önlemek amacıyla ex parte tedbirlere imkân tanınmasıdır. Bu kapsamda, mal kaçırılması veya delillerin yok edilmesi riskinin bulunduğu hâllerde, karşı tarafa önceden bildirimde bulunulmaksızın tedbir kararı verilebilecektir. Ayrıca, daha önce yalnızca tahkim anlaşmasının tarafları ve halefleri bakımından işletilebilen Acil Durum Hakemi mekanizmasının kapsamı genişletilmiştir. Buna göre, ICC Divan Başkanı’nın başvuruda sunulan bilgiler ışığında kendisini bağlayan bir tahkim anlaşmasının mevcut olabileceği kanaatine vardığı kişiler hakkında da Acil Durum Hakemi başvurusunda bulunulabilecektir.
DEĞERLENDİRME
Bu değişiklik, karşı tarafa önceden bildirimde bulunulmasının tedbirin amacını ortadan kaldırabileceği durumları bertaraf etmesi bakımından önem taşımaktadır. Bununla birlikte, söz konusu koruma mekanizması bir hakem kararı (award) değil, bir emir (order) şeklinde düzenlenmiştir. Karşı tarafa bildirim yapılmaksızın verilen tedbirlerin doğurduğu usuli güvencelere ilişkin kaygılar dikkate alındığında bu yaklaşım anlaşılabilir görünmektedir. Ancak bu durum, söz konusu emirlerin mahkeme kararlarına kıyasla daha sınırlı bir icrai etkiye sahip olmasına yol açabilecektir. Ayrıca, Acil Durum Hakemi başvurularının kapsamının genişletilmesi, acil korumaya erişimin daha önce belirsiz olduğu grup şirketleri, temlik gibi senaryolar bakımından da önemli sonuçlar doğurabilecektir.
Seri Tahkim Yargılaması için parasal eşik artırıldı
1 Haziran 2026 ve sonrasında akdedilen tahkim anlaşmaları bakımından, Seri Tahkim Usulü eşiği 3 milyon ABD dolarından 4 milyon ABD dolarına yükseltilmiştir.
DEĞERLENDİRME
Önceki uygulamada olduğu gibi, taraflar uyuşmazlık tutarından bağımsız olarak Seri Tahkim Usulünün uygulanmasını kararlaştırabilecekleri gibi, bu usulün uygulanmasını hariç tutabileceklerdir.
Çok Hızlı Tahkim (Highly Expedited Arbitration)
Yalnızca tarafların anlaşmasıyla uygulanabilen Çok Hızlı Tahkim Usulü (Madde 33 ve Ek VI) kapsamında, uyuşmazlık tek hakem tarafından karara bağlanmakta; dava dilekçesinin Tahkim Talebi ile birlikte sunulması ve kararın ilk dava yönetim konferansından itibaren üç ay içinde verilmesi gerekmektedir. Hakem heyeti, duruşma yapmaksızın ve tanık veya bilirkişi deliline başvurmaksızın yargılamayı yalnızca belgeler üzerinden yürütebilmektedir. Taraflar, uygulanacak hukuk izin verdiği ölçüde, gerekçesiz karar verilmesi konusunda anlaşabileceklerdir. Buna karşılık, davaya katılma ve davaların birleştirilmesi bu usulde mümkün değildir.
DEĞERLENDİRME
Bu yeni usulün, hızın ön planda olduğu düşük değerli uyuşmazlıklar bakımından cazip bir alternatif oluşturacağı açıktır. Bununla birlikte, yalnızca tarafların sonradan varacağı bir anlaşmaya bağlı olarak uygulanabilmesi, pratikteki kullanımını sınırlayabilecektir. Uyuşmazlık doğduktan sonra tarafların usuli konularda uzlaşmasının güçleştiği dikkate alındığında, bu mekanizmanın tahkim şartına önceden dahil edilmesi yerinde olacaktır.
Yeni açıklama ve çıkar çatışması kontrolü yükümlülükleri
ICC Tahkiminin Yürütülmesine İlişkin Not’da yer alan iki ilke doğrudan Kurallara taşınmıştır. Madde 12(2), açıklama yapılıp yapılmaması konusunda tereddüt bulunması hâlinde bunun açıklama yapılması yönünde değerlendirilmesi gerektiğini düzenlemektedir. Madde 12(4) ise bir açıklamada bulunulmuş olmasının tek başına hakemin bağımsızlığı veya tarafsızlığı bakımından bir eksiklik teşkil etmeyeceğini teyit etmektedir. Ayrıca taraflar, hakemlerin çıkar çatışması incelemesini kolaylaştırmak amacıyla ilgili kişi ve kuruluşlara ilişkin listeyi Tahkim Talebi, Cevap veya ilgili dilekçe ile birlikte sunmakla yükümlü tutulmuştur (Madde 12(5)).
DEĞERLENDİRME
Açıklamaya ilişkin değişiklikler, bir yandan hakemlerin atama aşamasında daha geniş kapsamlı açıklamalarda bulunmasını teşvik ederken, diğer yandan yalnızca açıklanmış bir olguya dayanılarak yapılan itirazların önüne geçmeyi amaçlamaktadır. Öte yandan, ilişkili kişi ve kuruluşların yargılamanın başında taraflarca bildirilmesi yükümlülüğü, çıkar çatışması incelemesindeki sorumluluğun önemli ölçüde taraflara kaydırıldığını göstermektedir. Bu düzenlemenin, çıkar çatışması kontrollerinin daha etkin şekilde yapılmasına ve yargılamanın ileri aşamalarında ortaya çıkabilecek itirazların azaltılmasına katkı sağlaması beklenmektedir.
Hakemler bakımından gizlilik kurala bağlandı
Madde 12(8) ile hakemler için gizlilik yükümlülüğü bir kural haline getirilmiştir. Taraflar bakımından ise bir gizlilik yükümlülüğü öngörülmemiştir.
DEĞERLENDİRME
Bu tercih, ICC’nin tek tip bir gizlilik rejimi öngörmek yerine, gizlilik meselesinin somut uyuşmazlığın özelliklerine göre ele alınmasını benimsediğini göstermektedir. Bu nedenle, gizlilik korumasına ihtiyaç duyan tarafların uyuşmazlık çözüm hükümlerine açık bir gizlilik kaydı eklemeyi değerlendirmeleri yerinde olacaktır.
Nihai karar süresi kaldırıldı; elektronik tebliğ esas hale geldi
Uygulamada çoğu zaman uzatılan altı aylık nihai karar süresi kaldırılmıştır (Madde 34). Bundan böyle nihai karar süresi, yargılamanın takvimi ve hakem heyetinin gerekçeli talebi dikkate alınarak Divan Başkanı tarafından belirlenecektir. Ayrıca, Sekretarya ile yazışmalarda ve Tahkim Talebi, Cevap ile davaya katılma taleplerinin sunulmasında elektronik iletişim varsayılan yöntem haline gelmiştir (Madde 3(1) ve 3(2)).
DEĞERLENDİRME
Altı aylık sürenin kaldırılması, ICC tahkimlerinin gerçekliğini yansıtmakta ve rutin süre uzatma taleplerine duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmaktadır. Elektronik iletişimin esas yöntem olarak benimsenmesi de mevcut uygulamanın kurallar düzeyinde teyit edilmesinden ibarettir. Bununla birlikte, tarafların ve vekillerinin bildirdikleri elektronik iletişim adreslerinin doğru, güncel ve düzenli olarak takip edildiğinden emin olmaları gerekmektedir. Özellikle Tahkim Talebi, Cevap ve davaya katılma taleplerine ilişkin bildirimlerin gözden kaçırılması ciddi usuli sonuçlar doğurabilecektir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar, YılmazÜlker Avukatlık Ortaklığı'nın ("YılmazÜlker”) konuya ilişkin genel değerlendirmelerini yansıtmakta olup, herhangi bir hukuki görüş veya danışmanlık hizmeti niteliği taşımamaktadır. Bu kapsamda belirtilen hususlara dayanarak işlem yapılmadan önce, somut olayın özellikleri dikkate alınarak profesyonel hukuki destek alınması tavsiye olunur. YılmazÜlker’e işbu belgenin içeriğinden kaynaklanan veya içeriğine ilişkin olarak ortaya çıkan sonuçlardan dolayı herhangi bir sorumluluk iddiasında bulunulamaz.

#YılmazÜlker #ICC #Tahkim #Yayın